Çekmece'nin Cini der ki...

Fotoğrafım
Çekmeceyi üstüme kilitleyip gitti bir gün. Aniden. Kendisi de beni hapsedeceğini ve lanetimin onu takip edeceğini bilmiyordu. O beni çekmeceye, ben de onu geçmişine hapsettim. Zaman, geçmişden geleceğe doğru akıp, bir yandan zenginleştirip diğer yandan sadeleştirirken O da çekmecesini temizleyip düzenlemeliydi.Unutmasının ve/veya ihmalinin acısını çekti, çektiği acı onu büyütmedi. Nihayetinde farketti ki herşeyin sebebi benim. Ben Çekmece Cini' yim. Bana geri geldi..

29 Mayıs 2015 Cuma

Hadi Gidiyoruz...

Keşke mutsuz olduğumda ya da kendimi çözülemeyeceğini düşündüğüm durumların içinde bulduğumda sırtına çantasını atıp gidebilenlerden olsam. Hayat daha kolay olabilirdi benim için... Oysa nedenini kendim de bilmem, hep tam orta yerinde durdum o durumların.
Gitmeyi bilmemek ve dönüştürülebilirliği yanlış anlayıp abartmak böyle bir şey sanırım...
Geçsin diye bekler, çözmek için uğraşır, sabreder, dönüşeceğinden, iyileşeceğinden ümidini kesmez, fırtınanın gözüne ilerler biz gibiler... Oysa inada gerek yok değil mi? Bazı şeyler dönüşmez, biter ve bırakıp gitmen gerekir. Ben de böyleyim işte.

Mutsuzken yerine çakılanlardan, fırtınadan kaçmayanlardanım... Hafızamı yitirir kalakalırım o anın içinde. O nedenle tam böyle zamanlarda, beni çekiştire ittire olduğum yerden hareket ettirenler kıymetlidir, hayat kurtarır.

Kim bilir, mutsuz zamanların güzelliği de burada olabilir. Anlarsın, seçersin, ayrıştırırsın kimin zamandan mekandan, insandan bağımsız seninle olduğunu.

Şimdi ben bunu niye mi yazdım? Çünkü biri tam da çivi gibi yerime çakılmışken önüme bir uçak bileti koydu ve ittire ittire kalk gidiyoruz dedi. Üstelik hiç de bilmez bu bahsettiklerimi, tanımaz bilmez kim olduğumu. Ben de zaten tam o anda anladım bu bahsettiklerimi. İşte bu yüzden ben gidiyorum. Uzun bir süre dönmemek isterdim tabi ama bir çoğunuz gibi maaşlı çalışanım. O yüzden mutsuzluğumu küçük bir tatile gömüp, profesyonelce atlatıp döndüğümde yığılmış işler ve deadlinelar ile haşır neşir olabilmeyi umuyorum. Ama bana azıcık müsaade...

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Bazı Günler Teşekkür Etmeyi Unutuyorum, Bugün O Günlerden Biri Değil

Belki 5 dakika sonra bir melankoli ve üzüntü dalgasının içine gireceğim yine...ama bunun hiç önemi yok. Ruh halimiz de gökyüzü gibi değil mi?
Güzel şeyler yazmak paylaşmak istiyorum.
Bugün bu kasvetli ve yağmurlu havaya rağmen içimdeki aydınlık ve huzur hissi için şükrediyorum. Kulağımda  her şefkate ve ninniye ihtiyaç duyduğumda dinlediğim şu adamın sesi, burnumda iğde ağaçlarının kokusu, ruhumda huzur var. Geleceğimin "benim" ellerimde olduğunu bilmenin mutluluğunu yaşıyorum ve şükrediyorum Allah'a. Beni sevdiği için, beni yalandan ve kötü niyetli insanlardan bana rağmen koruduğu için... Gözü kara ve gereksiz fedakarlıklarla bilinmezlere atıldığımda, inatla düzeltmeye çalıştığımda boyumdan büyük yanlışları, "gel güzel çocuğum buraya, bu yükü kaldırmana gerek yok" dediği için...
O, benim kalbimin bir iyi bir porselen kadar narin ama dayanıklı olduğunu bilmiş, bana bu kalbi O vermiş. O'nun sevgisiyle zorluklara katlanma gücünü, doğruları ne pahasına olursa olsun söyleme ve savunma iradesini bulmuşum kendimde. Kendi gücümü önemsememiş, kendi değerimi yoksaymışım, benliğimi savurmuşum biraz ama O, benden yine de elini çekmemiş...Bugün şükür günü.

12 Mayıs 2015 Salı

Yine Bir Metin Altıok Şiiri...

Bilen bilir ne çok sevdiğimi, nasıl kaybolduğumu yazdığı her bir mısrada... Koşup koşup sarıldığım şair şöyle demiş Geriye Kalan adlı şiirinde, lafı uzatmaya gerek yok;


Bir anahtar verdindi bana
Kabaran yüreğimi bilerek.
Kullanıp durdum onu gönlümce,
Aşkıma kenar süsü diyerek;
Aşındırdım dişlerini zamanla.
Geriye ben kaldım işte.
Yalan olur sevmedim dersem;
Ama yolcu yolunda gerek.
Ey ömrümün uğuldayan durağı;
Yanlış hesaptan dönerek,
Benli günlerini sil istersen.
Geriye sen kaldın işte.

13 Şubat 2015 Cuma

Bir Sabah Bir Şairi Özlerken...

Metin Altıok'a...

Sabah bir kalkarsın hiç tanımadığın ölü bir şairin hüznü içinde...
Koşmak, mısralarına sarılmak istersin
Çevirip çevirip okumak istersin
Bilmediğin kokusunu içine çekmek istercesine...

Bilmem ki bu dünyadan göçerken neler geçti kalbinden
O yangın yerinde...
Ben 30 yaşımda tanıştım senle
Sanki bir kez sarılamadan gitmiş ağabeyim gibisin
Öyle yanıyor içim bu sabah

Şimdi, bu sabah ağlıyorsam burnumda yanık kokusu
Ve anlıyorsam,
Ve gitmiyorsa dizelerinin tadı damağımdan,
Yutamadan, dilimle damağım arasında saklıyorsam tadını,
Teşekkür ederim bir zamanlar yaşadığın için....

16 Kasım 2014 Pazar

Yolculuk

Gitmek heyecanla, kuvvetle,
Vaatlerle dolu uzatırken bir elini,
Diğer eliyle ufku gösteriyor
Sonsuz ihtimaller denizini
Fırtınalarıyla baş edecek kadar kuvvetlisin diyor bilinmezin.
Korkma geçmişini ve biriktirdiklerini bırakmaktan karada...
Kimi bekliyorsun burada ve ne için
Ve sonra üzülmeyecek misin kendi maceranı yazamadığın için?
Kalk diyor kalk!
Sen bağlı değilsin toprağa
Ve suya da muhtaç değilsin!
Bitmemeli yolculuğun burada...

Göğsümün ortasından bir koşu başlıyor...
Sanki yıllardır aradığım çağrı buymuş gibi,

Bilgece ve toprak kadar ağır sesiyle "bekle" diyor diğeri
Kim demiş kök salmak yol almamaktır diye?
Yolculuksa istediğin,
En zorlusu derine yapılır
Kök salmak
Sessiz ve yavaştır ve acılıdır
Çünkü büyürsün ve çoğalırsın ilerledikçe
Merak etmez misin nasıldır meyve vermek?
Ve topraktan, sudan, güneşten aldıklarını dönüştürmek kendine?
Korkma geçmişini hatırlamaktan
Biriktirdiklerini dinle neden seninleler
Kabul edecek kadar güçlüsün tüm hatıralarını ve hatırlamadıklarını
Yavaş ve sessiz kal
Anlayacaksın
Toprağın bereketi sabrını istiyor senden
Daha heyecanlı değil mi her şeyden bir parça olmak
Hiçbir şeyin bir parçası olamamaktan?

Duruyorum.

Gece

Geceye sığınır kalbim
Ne zaman uzak kalsa evinden,
Gecenin kalbine...
O gece ki sessiz
ve baş başa en korktuğu kendiyle
ve sabırsızca fısıldayan kalbini duyabildiği tek yer
Gece,
Gerçekle kardeştir.

Geceye sığınır zihnim
Ne zaman uzak kalsa kalbimden
Gecenin kalbine
ve gecedir onu salan zincirlerinden
yalanın gün ışığından koruyan gecedir onu
ki yalnız orada fısıldar kendine
sadakatinin korku olduğunu

Geceye sığınır bedenim
Geceyi özler hiç olmayan kardeşi gibi...
Kaybettiği bir ruh,saklı bir cennet gibi özler
Hediyesidir gecenin tek yalanı
Hiç bitmeyecekmiş gibi sessizliğiyle soğuran zamanı

Gece,
Düşle kardeştir.




20 Temmuz 2012 Cuma

Bir Beyaz Güldür Martı Yelkeninde Geminin...


Şarkı söylemek affediyor ya hayatı, şarkılar söylüyoruz kırılıp dökülmemek için... Düşümüz var. Düşlemek için,  Martı'yı bir de bizden dinleyin...

İzleyiciler