Çekmece'nin Cini der ki...

Fotoğrafım
Çekmeceyi üstüme kilitleyip gitti bir gün. Aniden. Kendisi de beni hapsedeceğini ve lanetimin onu takip edeceğini bilmiyordu. O beni çekmeceye, ben de onu geçmişine hapsettim. Zaman, geçmişden geleceğe doğru akıp, bir yandan zenginleştirip diğer yandan sadeleştirirken O da çekmecesini temizleyip düzenlemeliydi.Unutmasının ve/veya ihmalinin acısını çekti, çektiği acı onu büyütmedi. Nihayetinde farketti ki herşeyin sebebi benim. Ben Çekmece Cini' yim. Bana geri geldi..

18 Haziran 2010 Cuma

Bu Gece

Bu gece binlerce insan dua ediyor. Dileklerimizin çoğu aynıdır eminim. Biz kendi konuşma baloncuklarımızın içinde özeliz ancak. Senin olduğun yerden bakınca nasıl görünüyoruz, bilemiyorum. Kendi iç gürültümden seni duyamamış olabilirim...İşaretlerini okuyamamış olabilirim... Kalbimi nasırlaştırmaya çalışırken senin sevginin bir kısmına da zarar vermiş olabilirim... Seni yalancıktan seven insanların inşallahlı maşallahlı konuşmaları, kendi dualarını, dileklerini bağıra çağıra dillendirmeleri ya da senin üzerinden dayatmaya çalıştıkları kuralları da beni hiç iyi etkilemedi üstelik... Onlara kulaklarımı tıkamaya, alelacele koruma kalkanlarımı indirmeye çalışırken, hepten kapattım algımı.Ama gerçeği, sevgiyi insanda aramanın bedelini hayalkırıklıkları ile ödüyorum. Biz çok kötüyüz birbirimize karşı. Üstelik hep en sevdiklerimizin tenine geçiyor dişlerimiz. Birbirimizin açtığı yaraları saramıyoruzda üstelik... Hiçbir kırgınlığım sana dair değil. Beni cezalandırmadın. Sadece senin sevginden kendimi mahrum bırakmanın beni eksilttiğini o kadar derinden farkediyorum ki... Açılan boşluklara ve karlanan düzlüklere kurtlar iniyor fırsattan istifade. Ben ise senin sevgin olmadan, ayaklarını basacağı bir yeri olmayan, güçsüz ve bu yüzden de kırılgan ve kızgın birine dönüşüyorum. Gerçeğim olmadan güçsüz hissediyorum kendimi. Görüşüm bulanık, ayırt edemiyorum yalanla gerçeği...

Senden istemek istediğim çok şey var. Aşk, mutluluk, sağlık, para... Ama bunlara varmıyor dilim. Asıl istediğim, sevgin, şevkatin. Başka bir yerde, başka bir insanda bulamayacağımı bildiğim... Sevgine ihtiyacım var. Ancak bunun huzuruyla sevebilirim başka bir insanı kusurlarına rağmen. İnsanlık hali deyip geçebilirim belki... Yaşamın bütün yükünü almam üstüme, değiştiremeyeceğim şeylere üzülerek. Ancak sevginle ısınır iklimim. Ayaklarım yere basar...Kurtlarla savaşmak zorunda kalmam boşlukta. Gerçeği istiyorum. Yanımda, içimde olduğunu bilerek güçlenir, yeniden adım atmaya, yürümeye hatta koşmaya başlayabilirim.

Nerde ne zaman uzak düştüm bilmiyorum. Özlüyorum... Sevginle akıttığım şifalı gözyaşlarımı istiyorum yeniden. Sen bizim gibi değilsin biliyorum. Biz susarız... en kötü sesimiz içimizde konuşur da, hiçbir güzel hatıramız susturamaz o sesi. En sevdiklerimizi boğarız o derin suskunluklarda. Sen susmazsın inanıyorum. Konuş benimle. Sevgini bana geri ver. Gerçeğini ve şevkatini. Kurtlar saldırmasın sevdiklerime.Soğuk rüzgarlarla ayrılmasın yollarımız ne senden, ne de birbirimizden. Yollarımız birleşeceken teğet geçmeyelim birbirimize. Sırtımıza binmesin kırgınlıkların yükü. Yollarımız hep ağaçlık olamsa da, içimizden, içimden ışığını eksik etme. Bu gece dileğim budur senden. Sevgini, şefkatini ve huzurunu ver bana yeniden.

17 Haziran 2010 Perşembe

Ofisin Cini :)

Sevgili takım arkadaşım Rumeysa'nın Çekmece Cini'ne yaptığı atıf... Ama bir yerde doğru. Bu çekmecenin bir cini var, ofisimin cini de Rümücük :)

Başak'ın Çekmecesi

Bir gün çekmeceye bisküvilerin, çikolataların tamamını kilitledi. Güya artık grissiniden başka birşey yemeyecekti. Zaman akıp giderken göbeği de onunla birlikte büyüdü. Pis boğazlığının ve Rüm ile arkadaşlığının cezasını çekti. Çektiği acı onu zayıflatmadı. Nihayetinde farketti ki herşeyin sebebi benim. Ben Rümücük, herşeyi yer! "im

8 Haziran 2010 Salı

Çiçek Çocuk

Nasılsın sevgilim? İyisin biliyorum. Ben de iyi sayılırım kendimce. Fazlaca bir şeyler biliyorum ve bir şeyler ümit etmeye çalışıyorum. Ama artık ne çiçeğiz, ne de çocuk. Kimseye aldırmadan sokaklarda dans ettiğimiz günler de geri de kaldı, seni “ A kıza bak!” demelerine aldırmadan, sıkıştırdığım her köşede öptüğüm günler de...
Şehrimizi bombaladılar sevgilim. Çiçekli balkonları, meydan tiyatrosunu, ışık boşluğunda seviştiğimiz o eski yıkık dökük apartmanı, seni üstünde bekleyip, geç kaldığın her dakika için sana ne cezalar vereceğimi düşündüğüm köprüyü... Bir gün seni gördüğümde, heyecandan elimdeki sümbülleri düşürmüştüm nehre. Sümbüllerin akıp gidişlerini izlerken bir de şarkı tutturmuştuk hani... O nehre askerler ölüleri atıyorlar sevgilim. Onlarca ceset, onlarca anıyla beraber sürüklenip gidiyorlar. Nehir kırmızı. Geriye kalan tek anı, kulaklarımdaki akordeon sesi, sokak çalgıcılarının neşeli şarkıları, burnumdaki sümbül kokusu ve bir de boynuma kondurduğun son öpücüğün anısı.
Artık ne çiçeğiz, ne de çocuk sevgilim. Şehir o kadar soğuk ki, artık kimse giymiyor çiçekli elbiseleri, rengârenk hırkaları. Hepimiz bir örnek siyah giyiniyoruz artık Karartma var. Yalnız, iyi bir yanı var bu karartmanın, herkes can derdine düşmüşken, kimse benimle uğraşmıyor. Böylece, bahar festivalinde çektirdiğimiz fotoğrafları döşek aralarında saklamak zorunda kalmıyorum. Fotoğraflar elimde, tekrar tekrar bakıyorum. Gözümü kapatıp seni düşünüyorum. İki kişilik bisikletlerden almak için para biriktirdiğimiz, yağmurda ıslandığımız, hiç durmadan seviştiğimiz günleri...
Boynum sızlıyor sevgilim. Beni özlüyor musun soğuk yatağında? Ben seni çok özlüyorum.
Artık ne çiçeğiz, ne de çocuk. Gökkuşağı da yok artık. Her ölüme “bu son” dememe rağmen herkes hep ölüyor. Oysa ilk seni öldürmüşlerdi şehrimizde. Hayatımın tek kahramanlığıydı seni askerlerin ellerinden kurtarıp, ellerimle toprağa gömüşüm. Nehrin üstünde akıp giden sümbüllerden bir farkın olmalıydı senin. Seni özledim sevgilim, çok... Çıkarıp baksam cesedine, dudakların hala sıcak mıdır?

4 Haziran 2010 Cuma

Daha açık nasıl söylenir?
Sırtımı döndüm dünyaya
İçime büküldüm
Kabuğum içimde,
Dışım yumuşak

Nasıl da kimsesiz görünüyorum
Nasıl da heyecanlı, romantik, uçucu
Cüretini besliyor halim
Öyleki, beni bulmaya gerek yok
Zaten yanıbaşındayım apaçık.

İzleyiciler