Hadi Gidiyoruz...
Keşke mutsuz olduğumda ya da kendimi çözülemeyeceğini düşündüğüm durumların içinde bulduğumda sırtına çantasını atıp gidebilenlerden olsam. Hayat daha kolay olabilirdi benim için... Oysa nedenini kendim de bilmem, hep tam orta yerinde durdum o durumların.Gitmeyi bilmemek ve dönüştürülebilirliği yanlış anlayıp abartmak böyle bir şey sanırım...
Geçsin diye bekler, çözmek için uğraşır, sabreder, dönüşeceğinden, iyileşeceğinden ümidini kesmez, fırtınanın gözüne ilerler biz gibiler... Oysa inada gerek yok değil mi? Bazı şeyler dönüşmez, biter ve bırakıp gitmen gerekir. Ben de böyleyim işte.
Mutsuzken yerine çakılanlardan, fırtınadan kaçmayanlardanım... Hafızamı yitirir kalakalırım o anın içinde. O nedenle tam böyle zamanlarda, beni çekiştire ittire olduğum yerden hareket ettirenler kıymetlidir, hayat kurtarır.
Kim bilir, mutsuz zamanların güzelliği de burada olabilir. Anlarsın, seçersin, ayrıştırırsın kimin zamandan mekandan, insandan bağımsız seninle olduğunu.
Şimdi ben bunu niye mi yazdım? Çünkü biri tam da çivi gibi yerime çakılmışken önüme bir uçak bileti koydu ve ittire ittire kalk gidiyoruz dedi. Üstelik hiç de bilmez bu bahsettiklerimi, tanımaz bilmez kim olduğumu. Ben de zaten tam o anda anladım bu bahsettiklerimi. İşte bu yüzden ben gidiyorum. Uzun bir süre dönmemek isterdim tabi ama bir çoğunuz gibi maaşlı çalışanım. O yüzden mutsuzluğumu küçük bir tatile gömüp, profesyonelce atlatıp döndüğümde yığılmış işler ve deadlinelar ile haşır neşir olabilmeyi umuyorum. Ama bana azıcık müsaade...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder