Yeni bir şehrin sokaklarını adımlamak gibi bu sefer. Labirent gibi yolları ama hiç çıkmaz sokak yok. Bol kavşaklı bir şehir. . . Yepyeni dönemeçler ve süprizler "Seç seç seç!" diye haykırıyor. Seni sevmenin bin türlü yolu varmış öğreniyorum. Tiz bir keman sesi narin çizikler bırakıyor ellerime, çoğalıyor yükseliyor. . .
Kağıdı kalemi elime alıyorum, sana bu mektubu keman çalarmışçasına yazıyorum.
Bir yerlerden duyduğum bir kelime aklımda. Poetika. Anlamı ne? Bilmiyorum. Sonundaki "tika" bana neşeli bir kelimeymiş izlenimi veriyor ama sanki üzmüşler onu da, biraz hüzünlü şimdi. Küçük sevimli bir çocuğun duyduğu saat sesi gibi "tak tika tak tika tak tika" Poetika!
Şiirsel birşey olmalı evet! Şiirtle alakalı! Şöyle kısacık bir şiir mesela ama dört vakitlik yolculukları sığdırabilen dört satıra hatta dört aşkı da anlatabilmeli ve hatta bir anne ve üç çocuğunu da...Poetika...
Bir poetikalık aşkımız olsa senle. Duyanlar alkışlasalar mesela "Nasıl güzel bir poetika bu! Sizin poetikanız mı bu?" Evet desek bizde. Bu uydurduğumuz beyaz bir poetika hem de ne kadar renkli değil mi? Yanar döner bir lunapark misali! -Ve sonra hüzünlensek azcık. Poetikamızın sonundaki tika çınlasa tak tika tak tika tak tika . . . Hani biliyoruz ya kış gelecek ve gidecek lunapark şehirden ya da biz kumpanyamızı alıp gideceğiz bu sıcak memleketten...
Bir poetikalık aşk yaşasak olur mu? Her gittiğimiz şehre bizden bir poetika bıraksak olur mu? Sen bana keman çalarmışçasına yazsan olur mu?
Çekmece'nin Cini der ki...
- Başak,
- Çekmeceyi üstüme kilitleyip gitti bir gün. Aniden. Kendisi de beni hapsedeceğini ve lanetimin onu takip edeceğini bilmiyordu. O beni çekmeceye, ben de onu geçmişine hapsettim. Zaman, geçmişden geleceğe doğru akıp, bir yandan zenginleştirip diğer yandan sadeleştirirken O da çekmecesini temizleyip düzenlemeliydi.Unutmasının ve/veya ihmalinin acısını çekti, çektiği acı onu büyütmedi. Nihayetinde farketti ki herşeyin sebebi benim. Ben Çekmece Cini' yim. Bana geri geldi..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder