Hep merak ederdim nasıl olurmuş diye ya denk geldi oldum :) Çok da birşey yapmadım aslında. Bünyemde barındırdığım milyonlarca pozum yok zaten.Tek yaptığım kafamı hafif öne eğip dişlerimi göstermekti. Arkamda göl olmasa . . . hava soğuk olmasa, o pozlardan birini, bulduğumuz muhteşem şemsiyelerden biriyle vermeyeceğimi bilsem belki poz bile veremezdim. Fotomodel olmak sadece söylenenleri yapmak ya da öylece durup fotoğrafı çekenin senin güzel pozlarını yakalamasını beklemek değilmiş. Fotoğrafı çekenin bakış açısını, kafasındaki resmi yakalamaya çalışmak onu kendi kafanda oluşturmak ve senin hissettiğin ama aynı zamanda da onun istediği pozu vermeye çalışmakmış ve bu iş baya baya zormuş!
Poz vermiş olmasam, bu fotoğraf çekme işi bana hayatın anlarını tutup yakalamaya çalışmak gibi gelirdi öyle değil. Biz uygun sahneyi ve uygun aksesuarları bulduk ve oraya kendimize ait bir sahne kurduk, şahit olma durumunu belgelemek değildi. Akışı durdurup, genişletip, açılan yerde oyun oynamaktı ve bu yüzden çok zevkliydi.
Çekmece'nin Cini der ki...
- Başak,
- Çekmeceyi üstüme kilitleyip gitti bir gün. Aniden. Kendisi de beni hapsedeceğini ve lanetimin onu takip edeceğini bilmiyordu. O beni çekmeceye, ben de onu geçmişine hapsettim. Zaman, geçmişden geleceğe doğru akıp, bir yandan zenginleştirip diğer yandan sadeleştirirken O da çekmecesini temizleyip düzenlemeliydi.Unutmasının ve/veya ihmalinin acısını çekti, çektiği acı onu büyütmedi. Nihayetinde farketti ki herşeyin sebebi benim. Ben Çekmece Cini' yim. Bana geri geldi..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder